HEDİYE EROĞLU
Mersin’de Eğitim Sen üyeleri, yarıyıl tatili öncesi Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) verdikleri karne ile iktidarın eğitim politikalarını eleştirdi.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan emekçiler, Eşitlik yok, bilimsellik yok, laiklik yok” diyerek, iktidarın politikaları sonucu kamusal eğitim ve öğretmen haklarının sınıfta kaldığını savundu.
“EĞİTİM; PİYASACI, TEKÇİ, LAİKLİK KARŞITI POLİTİKALARIN KISKACINDA BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Sendika Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Selda Karaseki, okuduğu basın metninde, MEB’in karnesini kamuoyuyla paylaştı.
“2025/’26 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bugün sona ererken; milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisi, sadece bir yarıyıl tatiline değil, aynı zamanda kronikleşmiş sorunların ağırlığına girmektedir” diyen Karaseki, “Eğitim Sen olarak hazırladığımız rapor, okulların bilim yuvası olmaktan uzaklaştığı, okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak piyasacı, tekçi, laiklik karşıtı politikaların kıskacında bir yapıya dönüştürüldüğü bir tabloyla karşı karşıyayız” dedi.
“TÜRKİYE, EĞİTİME AYIRDIĞI KAYNAKTA SINIFTA KALDI”
Türkiye’nin, eğitime ayırdığı kaynakta sınıfta kaldığını da dile getiren Selda Karaseki, OECD ortalamasının ilköğretimde öğrenci başına 10bin 812 dolar iken, Türkiye’de bu rakamın sadece 3 bin 914 dolar olduğunu aktardı. Devletin eğitime ayırması gereken bütçenin dini eğitime aktarıldığını savunana Karaseki, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bütçesinin yılsonunda 90 milyar TL’yi aşmasının beklendiğini işaret etti.
ÇOCUKLAR OKULA AÇ GİDİYOR, OKULLAR TEMİZLENMİYOR!
Türkiye’de yaklaşık 5 milyon çocuğun yoksulluk sınırının altında yaşadığını işaret eden Karaseki, “Çocuklar okula kahvaltı yapmadan gitmekte, okulda bir öğün yemeğe erişememektedir. Tasarruf tedbirleri adı altında okullarda temizlik personeli istihdam edilmemesi, hijyen krizini okul sağlığını tehdit eden bir boyuta taşımıştır. Okul temizliği öğretmenlerin ve öğrencilerin sırtına yüklenmiştir.
DEVLET ELİYLE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ VE İŞ CİNAYETLERİ!
‘Beceri eğitimi’ adı altında pazarlanan MESEM, çocuk işçiliğinin yasal kılıfı haline gelmiştir. Gençlerimiz sermayeye ucuz iş gücü olarak sunulurken; sadece bu yıl 91 çocuk iş cinayetlerinde can vermiştir. Eğitim Sen olarak uyarıyoruz: MESEM uygulaması daha fazla can almadan derhal durdurulmalıdır!
Öğretmenlerin Alım Gücü Eridi, Angarya Arttı!
“EĞİTİM EMEKÇİLERİ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ VERMEKTE”
Eğitim emekçileri yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir. Ocak 2025’te bir öğretmen maaşıyla 10 çeyrek altın alabiliyorken, bugün ancak 7 çeyrek altın alabilmektedir.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ve bürokratik raporlama sistemleri öğretmeni "veri giriş elemanı" haline getirmiş; eğitim dışı her iş öğretmene angarya olarak yüklenmiştir.
OKULLARDA ŞİDDET VE DİNSELLEŞME ARTIYOR
ÇEDES ve benzeri protokollerle okullar dini vakıf ve derneklerin faaliyet alanına
dönüştürülmüştür. Laik ve bilimsel eğitim hedef alınırken, okullarımızda şiddet sistematik hale gelmiştir. Öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin can güvenliği kalmamıştı
Sonuç olarak; Eğitim Sen olarak; her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek, temiz içme suyu, kadrolu yardımcı personel ve bilimsel-laik-anadilinde eğitim taleplerimizden vazgeçmiyoruz. Eğitim, bir zümrenin ideolojik aracı değil, kamusal bir haktır!” diye konuştu.