Emek Partisi Mersin İl Başkanlığı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sokağa inerek, kadınlar için taleplerde bulundu. Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yapan EMEP’liler, “Şiddete ve yoksulluğu karşı gücümüz birliğimiz” pankartı açtı.
“BUGÜN 8 MART: YOKSULLUĞA, ŞİDDETE VE SAVAŞA KARŞI MÜCADELEMİZ VAR”
Burada yapılan basın açıklamasını okuyan Emek Partili Kadınlar adına Seher Peşmen, “Bugün 8 Mart: Yoksulluğa, şiddete ve savaşa karşı mücadelemiz var. Zamlar, boş tencereler, ödenemeyen kiralar, işsizlik, kabaran borçlar… Uzayan mesailer, güvencesiz işler, düşük ücretler… Sokakta güvensizlik, işyerinde baskı, evde şiddet… Gericilik, adaletsizlik, geleceksizlik… Şiddet dolu hayatlarda ayakta kalma çabası… İktidar sözcülerinin aymazlıkları, meclisin her an halk düşmanı yasalarla bizi nefes alamaz hale getirmesi, halkın derdiyle dalga geçişleri… Emperyalist haydutların tehditleri, bombaları ve savaşları…
Hepsi kadınların üzerine kara basan gibi çöküyor. Kadınların hayatı yoksullukla, eşitsizlikle, şiddetle, savaşla kuşatılıyor.
“BU ÜLKEDE HER KADINLAR OLARAK BU KUŞATMANIN NE DEMEK OLDUĞUNU GAYET İYİ BİLİYORUZ”
Bu ülkede her kadınlar olarak bu kuşatmanın ne demek olduğunu gayet iyi biliyoruz!
Kadınlar olarak; çalıştığı okulda öldürülen Fatmanur'dan, ‘başıma bir şey gelirse intihar demeyin’ diyerek istismara uğrayan kızı için adalet mücadelesi verirken öldürülen Fatma Nur ve kızı Hifa İkra’dan biliyoruz. Kalp krizi geçirdi denilerek ölümünün üstü örtülmek istenen Bahar Taş'dan biliyoruz.
İran’da okulda bombalanan kız çocuklarından, Filistin’de açlıktan ölen bebeklerden, Afganistan’da kadınların gözlerinin bile artık görünmesinin yasaklanmasından, Rojavalı kadınların saç örgülerinden, Epstein belgelerinde kodlanan çocuklardan, iş cinayetlerinde ölen arkadaşlarımızdan, ustabaşının, patronun taciziyle sınanmaktan, sokakta yürürken avucunda sıktığı anahtardan, her gün okula gönderirken endişeyle öptüğü çocuk başlarından, tarikatlara, cemaatlere peşkeş çekilmiş yaşamlardan, okuyamadığı üniversiteler, tedavi göremediği hastanelerden biliyoruz. Kadınlar gerçeği görüyor, yaşıyor ve her zorluğu gayet iyi biliyoruz.
“YAŞAMAK VE GEÇİNMEK İÇİN ÖZEL OKULLARDA, DERSHANELERDE DÜŞÜK ÜCRETLE ÇALIŞAN EĞİTİM EMEKÇİSİ KADINLARDAN BİLİYORUZ”
Akdeniz’de, Toroslar’da sokak arasında kötü çalışma koşullarında, düşük ücretle, sigortasız çalışan tekstil işçisi kadınlardan biliyoruz. Çocuğunu bırakacağı kreş ve gündüz bakımevi olmadığı için kapıyı kapatıp çalışmaya giden kadınlardan biliyoruz. Gün doğmadan karanlıkta evden çıkıp tarım alanlarına, sebze haline üç kuruş için, sigortasız çalışmak zorunda olan kadınlardan biliyoruz. Ürettiği sebzede yetiştirdiği meyvede, limonda, portakalda emeğinin karşılığını alamadan maliyetin altında satan çiftçi kadınlardan biliyoruz. Düşük ücret, ağır iş yükü, gün aşırı nöbetler ve şiddete maruz kalan sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınlardan biliyoruz. Yaşamak ve geçinmek için özel okullarda, dershanelerde düşük ücretle çalışan eğitim emekçisi kadınlardan biliyoruz.
Yoksulluk, işsizlik, iş cinayetleri, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, adaletsizlik, çürüme, kumar, uyuşturucu, taciz, cezasızlık… Savaş, katliam, kırım, yıkım… Dünyanın her yerinde ortaya saçılan bu karanlığın kaynağı aynı. Bu düzenin sahipleri ve temsilcileri çıkarları için birleşmiş durumda… Onlar azınlık. Bu düzenin yarattığı karanlığın yükünü çeken kadınlar ise çoğunluk” dedi.
“CENDEREYE KARŞI MÜCADELEMİZ VAR”
“Onlar bir tarafta. Biz bir tarafta” diyen Seher Peşmen, “Bu düzene öfke duyan, her gün öfkesi büyüyen kadınların taraflarını açık açık ilan edecekleri, çok olduğunu gösterecekleri gündür 8 Mart. Çaresizlik dayatmasına karşı çareyi birbirimizle ve mücadeleyle öreceğimiz gündür 8 Mart. Sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında aynı cendereye karşı ‘Mücadelemiz var’ sözüyle direnen kadınların ortak gücünü göstereceği gündür 8 Mart.
Bir avuç azınlığın sömürü, şiddet, savaş ve zorbalık düzenine karşı “Mücadelemiz var” diyen kadınlar bu 8 Mart’ta her alanda sesini büyütmeli, birleştirmeli. 8 Mart’ın tarihi de bunu anlatır.
“BUGÜN DE İHTİYAÇ DUYULAN ŞEY AYNIDIR: KADINLARIN BİRLEŞİK, ÖRGÜTLÜ VE ANTİEMPERYALİST MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEK”
İşçi kadınların ‘ekmek ve barış’ diyerek başlattığı mücadele, dünyanın gidişatını değiştiren büyük halk hareketlerinin parçası olmuştur. 8 Mart’ı yaratan mücadele gerçek bir çıkışın ancak ekmek mücadelesinin, şiddete karşı mücadele ve barış mücadelesi ile birleşmesiyle mümkün olduğunu göstermiştir.
Bugün de ihtiyaç duyulan şey aynıdır: Kadınların birleşik, örgütlü ve antiemperyalist mücadelesini büyütmek.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihinden, işçi kadınların mücadelelerinden öğrendiklerimizle bu düzeni değiştirecek gücümüz var.
İnsanca, eşit bir yaşam, güvenceli çalışma, barış içinde bir dünya için mücadelemiz var!
Yoksulluğa, şiddete ve savaşa karşı mücadelemiz var!” diye konuştu.