Haber Merkezi
Başkan Çakır, TRT Çukurova Radyosu’nda Bölge Gündemi Programı'nda Cem Kurtçu’nun gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Küresel gelişmelerin Mersin ve Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendirdi. Hürmüz Boğazı’nın önemli olduğunu belirten Çakır, “Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel enerji tedarik zincirini kesintiye uğratarak tüm dünyada petrol ve doğalgaz ithalatını etkileyecektir. Çünkü dünya doğal gazının, petrol ve petrol ürünlerinin yüzde 25’i bu bölgeden dağıtılıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından bizden çok daha fazla etkilenecek ülkeler, bölgeler var.
Asya’nın Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi dört büyük ekonomisi, boğazdan geçen petrolün yüzde 75’ini, doğalgazın ise yüzde 59’unu tüketiyor. Çin ve üretime dayalı uzak Asya ekonomileri enerji ithalatında olumsuz etkilenecekler, maliyetleri artacak. Bu bizim için olumlu bir şey. Elbette, petrol ve doğal gazı ithal eden Avrupa çok etkilenecek” diye konuştu.
“AVRUPA’YA GİDECEK ÜRÜNLERDE ÇIKIŞ NOKTASI TÜRKİYE KULLANILACAK”
“Türkiye olarak biz ne yapabiliriz?” diyen Çakır, “Avantaj olarak Basra Bölgesi’nden yeni tedarik noktalarına bakılması gerekiyor. Hürmüz Boğazı kapandıktan sonra Avrupa’ya gidecek ürünlerde çıkış noktası olarak Türkiye kullanılacak. Ürünlerin Şırnak-Mersin koridoru üzerinden Avrupa ve diğer noktalara ulaşması sağlanacak. Güvenli liman olmasının sebebi Mersin dünyanın ilk 100 limanı, bölgenin en büyük limanı. Mersin Limanı’nın çıkışlarında daha avantajlı şartlara ulaşacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
“MERSİN ÜZERİNDEN YÖNLENDİRECEĞİZ”
Savaşın tarım ve gıda sektörlerini etkileyeceğinin altını çizen Çakır, “Kesinlikle maalesef doğuracak. Bu, sadece petrol ve doğalgazı değil emtiayı da etkileyecek. Tahıl, pirinç, yem hammaddesi. Biliyorsunuz İran, gübrenin de ana merkezlerinden. Gübrenin fiyatının yükselmesi, yem bitkilerinin de etkilenmesi, yem hammaddesinin etkilenmesi doğal olarak tüm tarım ürünlerinin etkilenmesi demek. Tüm dünya gibi biz de olumsuz etkileneceğiz. Ama olumlu taraflara da bakmalı. Olumlu olarak Ortadoğu’ya daha fazla ürün verme imkanımız olabilecek. Gıda maddelerimizi güvenli liman olarak Körfez ülkeleri ve Ortadoğu’ya Mersin üzerinden yönlendirebileceğiz” şeklinde konuştu.
Savaş olmadığı dönemlerde Sanayi Bakanlığı’nın yönlendirdiği koridor hatları olduğunu söyleyen Çakır, “Bizim TOBB ile ilave planladığımız Mersin – Zonguldak Hattı vardı. Mısır İskenderiye Port Said Limanı ile imzaladığımız Ro-Ro hatları vardı. Savaş öncesi planlanan yeni koridorlardı bunlar. Savaşa alternatif düşünülen koridorlardı. Mersin limanı 184 ülkeyle dış ticaret bağlantısı var. Bizim bu koridorlarımız ve hatlarımızın güvenli olması büyük avantaj. Her zaman bir cazibe noktası olmuş durumda. Bu koridorlar üzerinden biz şehrimizi kalkınma açısından daha olumlu noktaya götürebiliriz. Hızlı tren hatları yapılıyor. Havalimanımızın, limanımızın olması, sanayi koridorları bizi avantaja götürüyor. Basra’nın ürününü Irak Fav Limanı’ndan 1200 km tren hattıyla Şırnak’a oradan Mersin’e geliyor ve ürün buradan dağılıyor. Filyos üzerinden Avrupa’ya ya da Mersin Limanı’ndan Avrupa’ya yönlendirebiliyoruz. Mersin bir HUB oluyor. Savaş, Mersin’in kıymetli bir yer olduğunu daha da ortaya çıkardı” dedi.
“BU TÜRKİYE’YE AVANTAJ SAĞLAYACAK”
Mersin’de lojistik merkez çalışması yapıldığına dikkat çeken Çakır, “Devletimiz tarafından bu öngörülmüştü. Şimdi hızlı yapılması gereken, Filyos hattının mevcut raylı sistemlerin sağlamlaştırılıp yenilenerek boğazlara alternatif olarak yapılması. Bu koridorların Mersin merkezde buluşmasını sağlamak lazım. Biz sadece Mersin değil ülke politikasını konuşuyoruz. Mersin tüm ülkenin ve hinterlandını olumlu etkileyecek durumda olacak. Normal şartlarda ürünler Afrika üzerinden Avrupa’ya 45 günde, Süveyş kanalından 35 günde ulaşıyor. Kalkınma yolu hayata geçerse 20 günde Londra’ya ulaşma imkanı var. Bu Kalkınma Yolu Koridoru, bölgenin avantajı haline gelecek. Bu yolun üzerine gitmek lazım. Savaş istemiyoruz. Bu savaşın olumsuz etkileri İran gibi ülkelerin maliyetini çok yükseltecek. Bu da Türkiye’ye avantaj sağlayacak. Ülkedeki firmalarımız şu anda düşünce içinde. Bunu fırsat bilerek yeni pazarlara odaklanmalarını, alternatif tedarik yollarına bakmalarını öneriyoruz. Biz MTSO olarak B planlarını oluşturuyoruz. İş dünyamıza güveniyoruz. Yaşananları bir fırsata çevireceklerine inanıyoruz. Zor şartlardan kurtulmak için kenetlenerek birlikte hareket edilmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.