Haber Merkezi
Mersin’deki muhtarlar, son dönemde Türkiye’de artan şiddet olaylarına dikkat çekmek, çözüm önerilerini sunmak için basın açıklaması yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen muhtarlar, şiddete karşı bütün kesimleri göreve çağırdı. Muhtarlar adına konuşan İhsaniye Mahalle Muhtarı Zehra Yılmaz, bugün bir metni okumak için değil, büyüyen bir tehlikeyi durdurmak için toplandıklarını belirterek, “Çünkü artık şiddet, sadece münferit olayların konusu değil; sokakta, okulda, evde ve ekranlarda giderek sıradanlaşan bir toplumsal gerçeklik haline gelmiştir. Ve en acı olanı şudur: Bu sıradanlaşma, çocuklarımızın hayatını doğrudan tehdit etmektedir. Biz bu açıklamayı korkunun normalleştiği, zorbalığın güç sayıldığı, öfkenin dil haline geldiği bir düzene ‘dur’ demek için yapıyoruz.
Amacımız çok açık. Şiddeti konuşmak değil, şiddeti azaltacak iradeyi harekete geçirmek. Sorumluluğu birbirine atmak değil, herkesin sorumluluğunu hatırlatmak. Bugün buradan medyaya, kamu kurumlarına, dijital platformlara, okullara ve ailelere güçlü bir çağrı yapıyoruz. Toplumu şekillendiren dilinizi, yayınlarınızı ve politikalarınızı yeniden gözden geçirin. Çünkü biz inanıyoruz ki şiddet öğrenilir ama aynı şekilde barış da öğretilebilir. Zorbalık yayılır ama dayanışma da yaygınlaştırılabilir. Bu yüzden buradayız. Çocuklarımızın korkmadan büyüdüğü, gençlerimizin şiddetle değil umutla var olduğu bir gelecek için buradayız. Ve açıkça söylüyoruz. Şiddete sessiz kalmayacağız. Çünkü sessizlik, şiddetin en güçlü müttefikidir. Hep birlikte değiştirebiliriz. Yeter ki bugün sorumluluk alalım” dedi.
“SIKI DENETLEME ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR”
Yenişehir ilçesi İnönü Mahalle Muhtarı Adnan Giray Atilla ise Türkiye’de son dönemde sokakta, evde ve özellikle okullarda artış gösteren şiddet olayları ile ölümle sonuçlanan vakaların toplum vicdanını derinden yaraladığını vurgulayarak, “Çocuklarımızın, gençlerimizin ve tüm yurttaşlarımızın güven içinde yaşama hakkı, her türlü kaygının ve tartışmanın üzerindedir. Biz Mersin muhtarları olarak şiddetin sıradanlaşmasına, akran zorbalığının yaygınlaşmasına ve toplumsal dilde öfkenin normalleştirilmesine karşı güçlü bir kamuoyu farkındalığı oluşturmayı görev biliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, özellikle televizyon dizileri, gündüz kuşağı programları ve sosyal medya içeriklerinin; çocuklar, gençler ve tüm bireyler üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerin ciddiyetle ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Şiddeti özendiren, hakareti ve çatışmayı olağanlaştıran, aile içi sorunları çözüm yerine gerilim ve saldırganlık üzerinden sunan içerikler; özellikle gelişim çağındaki çocuklar ve gençler üzerinde yanlış rol modeller yaratmakta, akran zorbalığını ve saldırgan davranışları beslemektedir. Türk aile yapısıyla, toplumsal değerlerimizle ve çocukların üstün yararı ilkesiyle bağdaşmayan yayın politikalarının uzun vadede sosyal çözülmeye yol açtığı açıktır. Aile içi iletişimi, saygıyı, dayanışmayı ve toplumsal huzuru zedeleyen bu içeriklerin daha sıkı denetlenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
“ŞİDDET YALNIZCA BİREYSEL BİR SORUN DEĞİL”
Bu çerçevede RTÜK'ü, şiddet içerikli dizi ve programlara ilişkin denetim mekanizmalarını daha etkin işletmeye, ilgili bakanlıkları ve sorumlu kamu kurumlarını, çocuk ve gençlerin ruhsal gelişimini koruyacak yeni medya politikaları oluşturmaya, televizyon kanallarını ve yapımcıları, reyting kaygısını toplumsal sorumluluğun önüne koymamaya, sosyal medya platformlarını, şiddeti teşvik eden içerikler, zorbalık, nefret dili ve çocuklara zarar veren paylaşımlar konusunda daha kapsayıcı önlemler almaya, Okulları, aileleri ve yerel yönetimleri, akran zorbalığına karşı önleyici eğitim programları geliştirmeye davet ediyoruz. Özellikle televizyonlarda yayınlanan diziler, gündüz kuşağı programları ve dijital/sosyal medya içeriklerine yönelik kapsamlı bir düzenleme ve yaş gruplarına göre koruyucu yayın ilkeleri oluşturulmalıdır. Şiddeti normalleştiren değil; empatiyi, hukuku, eğitimi, aile değerlerini ve toplumsal barışı güçlendiren yayın anlayışı teşvik edilmelidir. Unutulmamalıdır ki şiddet yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal bir güvenlik ve gelecek meselesidir. Çocuklarımızı korkunun değil sevginin, zorbalığın değil saygının, öfkenin değil hukukun egemen olduğu bir toplumda büyütmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Sivil toplum örgütleri olarak, kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya, yetkili kurumları ise acil ve etkili adımlar atmaya çağırıyoruz. Şiddete sessiz kalmak, şiddeti büyütmektir” diye konuştu.
“OKULLARDA VE MAHALLELERDE ÖNLEYİCİ SOSYAL PROJELERİ ACİLEN BAŞLATIN”
Toroslar Akbelen Mahalle Muhtarı Merve Meral İnce de acilen çözüm önerilerinin devreye alınması gerektiğinin altını çizerek, “RTÜK ve ilgili kurumlar tarafından yeni yayın etik çerçevesi oluşturulmalıdır. Özellikle çocukların izleme saatlerinde şiddet, tehdit, zorbalık ve suç davranışlarını özendirici içeriklere karşı daha sıkı yaptırımlar uygulanmalıdır. Gündüz kuşağı programları için özel denetim mekanizması kurulmalıdır. Aile yapısını zedeleyen, şiddeti ve kişilik hakları ihlallerini sıradanlaştıran yayınlara ağır yaptırımlar getirilmelidir. Sosyal medya platformları için çocuk ve gençleri koruyucu dijital güvenlik protokolleri geliştirilmelidir. Anne ve babalara zararlı içerikler hakkında bilgi verilmelidir. Nefret dili, zorbalık, linç kültürü ve şiddet içeriklerinin hızı kaldırılması sağlanmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı öncülüğünde okullarda akran zorbalığıyla mücadele seferberliği başlatılmalıdır. Rehberlik servisleri güçlendirilmeli, öğrenci-veli-öğretmen eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır. Aile destek programları yaygınlaştırılmalıdır. Anne-babalara medya okuryazarlığı, çocuk psikolojisi ve sağlıklı anne baba tutumları hakkında bilgi ve şiddetsiz iletişim eğitimleri verilmelidir. Yerel yönetimler ve STK'lar ortak önleme merkezleri kurmalıdır. Mahalle ölçeğinde gençlik merkezleri, psikolojik danışmanlık ve sosyal destek hatları oluşturulmalıdır. Buradan başta RTÜK, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve tüm medya kuruluşlarına açık çağrımızdır. Şiddeti normalleştiren yayın politikalarına son verin. Çocuklarımızın ve gençlerimizin ruhsal güvenliğini önceleyen düzenlemeleri gecikmeden hayata geçirin. Okullarda ve mahallelerde önleyici sosyal projeleri acilen başlatın. Medyada toplumsal barışı, empatiyi ve hukuka saygıyı güçlendiren içerikleri teşvik edin. RTÜK, ilgili bakanlıklar ve STK temsilcileriyle acil yuvarlak masa toplantısı yapılmalıdır. Şiddet içerikli yayınlara ilişkin yeni denetim ve yaptırım taslağı kamuoyuna açıklanmalıdır. Tüm okullarda akran zorbalığı ve dayanışma hakkında Milli Eğitim Bakanlığınca öğretmenlere ve öğrencilere eğitimler verilmeli, farkındalık haftası ve rehberlik eğitimleri başlatılmalıdır. Sosyal medya platformlarıyla çocuk güvenliği protokolleri imzalanmalı ve raporlama mekanizmaları devreye alınmalıdır. Şiddetle mücadeleye yönelik ulusal medya etik ilkeleri ve okul güvenliği eylem planı yürürlüğe konulmalıdır” ifadelerini kullandı.