Haber Merkezi
Emek Partisi (EMEP) Mersin İl Başkanı Sedat Başkavak, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde yazılı bir açıklama yaparak, “Basın özgürlüğüne karşı saldırılar ve karartmaları kabul etmiyoruz!” dedi.
Türkiye’de 1 Nisan 2025 - 1 Nisan 2026 tarihleri arasında 19 gazetecinin tutuklandığına dikkat çeken Başkavak, “14 gazeteci bugünü cezaevinde karşılıyor. ‘Dışarıdaki’ binlercesi ise sansür ve yargı baskısı ile yüz yüze. İşçi ve emekçiler ise gazetecilere baskılar nedeniyle karartma altında” tepkisi verdi.
“TÜRKİYE DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SIRALAMASINDA 180 ÜLKE ARASINDA 163. SIRAYA GERİLEDİ”
Türkiye’nin dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163. sıraya geriledi. Özetle bugün ne basın özgür ne emekçiler haber alma hakkına ulaşabiliyor. Basın özgürlüğü önündeki yeni engel: TCK 217/A! Basın örgütlerinin ‘Sansür Yasası’ dediği düzenlemeyle 2022’de hayata geçirilen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu (TCK 217/A) son aylarda başta gazeteciler olmak üzere toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir problem haline geldi. TCK 217/A maddesi kapsamında yürütülen soruşturmalarla gazeteciler, iktidarın rahatsız olacağı hiçbir şeyi haber yapmamaya zorlanıyor.
“TCK 217/A MADDESİ; GAZETECİLİĞİN ÜZERİNDE DEMOKLES’İN KILICI GİBİ SALLANDIRILIYOR”
Türkiye Gazeteciler Sendikasının yayınladığı rapora göre düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren bu yasa kapsamında 88 gazeteci hakkında toplam 113 soruşturma başlatıldı, 29 gazeteci gözaltına alındı ve altı gazeteci tutuklandı. Gözaltı işlemlerinin 20’si son bir yıl içerisinde gerçekleştirildi.
Bugün TCK 217/A suçlamasından ötürü kesinleşmiş bir ceza hükmü bulunmuyor. Son bir yılda ise TCK 217/A suçlaması ile 19 gazeteci hakkında dava açıldı; 7 gazeteci beraat ederken 12 gazeteci hakkındaki yargılama sürüyor. Bir diğer ifadeyle bu madde gazeteciliğin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılıyor” diye konuştu.
“GAZETECİLERİN KALEMİ TAZMİNAT DAVALARI İLE DE TESLİM ALINMAK İSTENİYOR”
Gazetecilerin ‘adliye mesaisinin’ gazetecilerin yargılandığı davalarındaki tek suçlama olmadığın da vurgulayan Başkan Sedat Başkavak, bir yılda 224 ceza davasında 300’ün üzerinde gazetecinin yargılandığını anımsattı. “73 dosyada karar verilirken 89 dosyada yargılamalar sürüyor” diyen Başkavak, bu dosyalarda toplam 53 yıl 4 ay 16 gün hapis cezası verildiğini vurguladı. “Gazetecilerin kalemi tazminat davaları ile de teslim alınmak isteniyor” diyen Başkavak, “Bu kapsamda en az 21 dava görüldü; 15 gazeteci ve dört kurum yargılandı. Gazeteciler mesleki faaliyetleri sırasında fiziksel ve sözlü saldırılara da maruz kaldı. Onlarca gazeteci saldırılara maruz kalırken; son olarak 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyenlere dönük polis saldırıları sırasında çok sayıda gazeteci de darbedildi, biber gazına maruz kaldı. Geçtiğimiz yılda Evrensel’in de olduğu iki basın kurumuna yönelik de saldırı yaşandı.
“BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SAVUNULMASI YALNIZCA GAZETECİLERİN MÜCADELESİYLE SINIRLANAMAZ”
RTÜK idari para cezaları ve ekran karartmalarıyla televizyon kanallarını zapturapt altına almak isterken son olarak kayyım atanan Tele1 de satışa çıkarıldı. Dijital medyada yer alan haberler ise erişim engelleri ile karartıldı. Yüzlerce haber ve onlarca sosyal medya hesabı için erişim engeli uygulandı.
Saldırılar münferit değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz gün muhalefeti eleştirdiği bir konuşmasında ‘Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız’ derken gazetecilere ve basına dönük saldırıların bir yıllık özeti; iktidar pratiğinin tekil ya da münferit olmadığını gösteriyor.
Saray rejiminin basın ve ifade özgürlüğüne dönük saldırıları gazeteciler kadar halkın haber alma hakkını da hedef almaktadır. Bu nedenle basın ve ifade özgürlüğünün savunulması yalnızca gazetecilerin mücadelesiyle sınırlanamaz. Tüm işçi ve emekçileri gazetecilerle dayanışmaya, haber alma hakkı için mücadeleye çağırıyoruz” şeklinde konuştu.