Bizim belediyenin kavurma yapıp Mersinlilere yedirdiği at Smart Latch İngiltere medyasında manşetlere çıkmış.
Zavallı atın İngiliz orjinli olmasının bir etkisi var mı bilmem.
Ama anladığım kadarıyla at eti ile dana etini birbirinden nasıl ayırt edemediğimizi sanıyorlar.
Tabi bu yüzden biraz şaşkın İngilizler.
Oysa ayırt edemediğimizden değildir mesele.
Parayı seven biri çıkar atı dana yapar bizde.
Öyle tırnağına, parmağına, çiftine tekine bakılmaz.
Para konuşur bizim ellerde.
Açın arşivlere bakın:
Nice ünlü mekanlarda ne etler yemişliğimizin, yedirilmişliğimizin haberleri vardır.
Değişik lezzetler mottosuyla hazmetmişizdir bir güzel.
Üstelik bilmem ne eti çıkan bu mekanların kısmeti açılır bizim topraklarda..
Müdavimleri artar, parayı koyacak yer bulamazlar.
Benim bu meseledeki takıntım The Sun namlı ünlü İngiliz gazetesinin manşetine çıkardığı iki kelimelik aşağıdaki başlığadır.
“TIRIS REZALET!..”
Bu nasıl bir başlıktır kardeşim.
Tamam; at İngiliz.
Ama bu başlıkta ağır olmuş.
Hem bize hem de Smart Latch isimle ata düpedüz sataşma var bu başlıkta.
Bence bu gazetenin ve başlığı atan gazetecinin bizlerle bir sorunu var.
Bir defa atımız öyle tırıslık düzeyde bir at değil.
Sağlıklıyken gayet hızlı koşmuş, birincilikler kazanmış.
Sakatlandıktan sonra da hızlıca kesilip, hızlıca kavurmaya çevrilmiş, büyük ihtimalle hızlıca da tüketilmiş.
Kimlerin bu haltı yediği tam olarak açıklanmasa da olan budur.
Bu yüzden rezalet kısmına karışmam ama, tırıs lafını kabul etmem mümkün değil.
Attıkları manşeti aynen iade ediyorum o The Sun denen gazeteye.
Bize dönersek bu elim olayda iki mağdur olduğunu görüyoruz.
Birincisi kavurmaya dönüştürülen Smart Latch’dir.
Nasıl ortadan kaybolduğu gibi birdenbire kendisini kavurma kazanında nasıl bulduğu bilinmemektedir.
Tezviratlar çok olsa da işin aslının ergeç ortaya çıkacağı umudunu taşıyoruz ahali olarak.
İkincisi malum yerel yönetimimizdir.
Eski at, yeni kavurmalık et Smart Latch’in o kazana girmeyi nasıl veya kimler marifetiyle ikna edildiği sorusu hala havadadır.
Provokasyon dahil her ihtimalin değerlendirilmesi gerekir.
Konunun aydınlatılması adına bu konudaki en etkili girişimi Mersin Milletvekili bir hanımefendi yaparak Tarım ve Orman Bakanına aşağıdaki soruyu sormaktan çekinmemiştir.
“BAKIM ALTINDA OLMASI GEREKEN BİR AT SOFRAYA NASIL GELDİ?”
Hanımefendi vekilimizin konunun aydınlatılması adına harcadığı çaba takdir konusudur.
Umarız sorusunun cevabını tez zamanda alır, bizlerde bilgi sahibi oluruz.
Öte yandan iktidar cephesinden beyefendi bir vekilimizinde konuya farklı bir bakış açısıyla girdiğini görüyoruz.
“Vatandaştan özür dilenmeli” diyen vekilimiz yerel yönetimin “biz mağduruz” mealindeki açıklamasına da tepki gösterdi hemen ve;
“Unutulmamalıdır ki; belediye başkanlığı makamı şikayet makamı değil, sorumluluk makamıdır, istifa etmelidir” diyerek lafı gediğine koydu.
Benim özetim basit bir sorudur:
On bin kişiye yemek veren bir mutfak elini kolunu sallayanın cirit atabileceği bir çiftlikmidir?.
Nasrettin Hoca’nın kulaklarını çınlatayım bu noktada.
Bu mesele de herkes haklı.
Kavurmayı yiyen arkadaşlarımıza gelirsek:
Onlarında bir şey dediği yok zaten!.
**
Sevdiğim Laflar:
“KADI ANLATANA GÖRE FETVA VERİR!..”