Bir numaralı belediyemiz ve onun ağabeyliğinde görev yapan yerel belediyelerimiz sağolsunlar.
Cennet gibi bir şehirde yaşıyoruz, yaşatıyorlar.
Derdüstü, muradüstüyüz.
Hiçbir sorunumuz yok.
Yolumuz, sokağımız var.
Caddelerimiz, bulvarlarımız cıncık gibi.
Trafik sorunumuz yok.
Yağ gibi akıp gidiyor.
Otoparklar bom boş, müşteri bekliyor garibanlar.
Kaldırımlar cillop gibi.
Bal dök yala.
İşgal yok, engel yok, yaya var sadece.
İki tekerli, üç tekerli araçlar kendilerine ayrılmış özel yollarında güvenli sürüşün keyfinde.
Metro 7/24 hizmet veriyor.
Şehir kuzeyden güneye, doğudan batıya demir ağlarla örülmüş tıkırda tıkır şarkı söyler gibi dönüyor tekerlekler.
Ulaşım sorunu mazide kalmış.
İnsanlar, mutlu, güler yüzlü, küçüğüne sevgili, büyüğüne saygılı.
Bir memnuniyet, bir memnuniyet ancak o kadar olur yani.
Bir numaranın belediyesi şaha kalkmış durumda.
Kiralık taşınmazlarda hizmet vermekten kurtulmuş, kendi gökdelenini kurmuş, cayır cayır proje üretiyor.
“Bugün proje, yarın imalat tamam” dönemini yaşatıyor bizlere.
Derelere gem vurulmuş, altyapı kusursuz.
Gecelerimiz ışıl, ışıl.
Sayın ki; Paris olmuşuz.
Sularımız var ki; içimi bir hoş.
Üstelik;
Su’dan ucuz.
Bu nedenle Bir Numara Beyefendimizin Su Kanalizasyon İdaresi (SKİ) fatura göndermiyor abonelerine.
Fatura yerine Su Tüketim Bildirimi gönderiyor ki; memnuniyet sarsılmasın.
Pamukluk adlı baraj bitse suyu bedava kullanma müjdemiz bile hazır.
Sinekleri bile terbiye etti Bizim Bir Numara.
Yazın geliyorlar, kışın gidiyorlar.
Çer yok, çöp yok.
Temizlik emekçileri sıkılıyor iş azlığından.
Araçlar sıfır atık taşıyor neredeyse.
Küçük yerel yönetimler bu nedenle katı atık bedeli almıyor mesela.
Dolayısıyla;
Beyefendi’nin belediyesi de Bertaraf Bedeli adı altında uyduruk paralar talep etmiyor bizlerden.
Öz kaynaklar verimli kullanılıyor.
Öyle ekonomisi çökmüş, çökertilmiş belediyelerin yaptığı gibi milletin öz malı olan yüzlerce taşınmazı haraç mezat satmıyorlar.
Yandaş, yoldaş ve yalaka medya yaratıldığı görülmüş şey değil.
Basın özgür, yorum hürdür anlayışına uyulur, eleştiren gazetecilere yumurta boya atılmaz, basın özgürlüğüne asla va asla leke sürülmez.
Mali disiplin on üzerinden onbeş bizimkilerde.
Tatsız haberler duymayız buralarda.
Ağaçlar delinip ilaç enjekte edilerek öldürülmez mesela.
Veya;
Rüşvet, resmi belgede sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ile suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması gibi olaylar yaşanmaz, çalışanlar içeri atılmaz.
Memnuniyet ölçer vardır buralarda.
Yüzde 70’lerden başlar ölçmeye.
Aşağı düşmesi ise yasaktır.
Her şeyimiz tamamdır, yalnızca yeni fark ettiğimiz tek bir eksiğimiz vardır.
Plajımız yoktur.
Olanları yıllar önce çaldırdık rantiyecilerle, vizyonsuz belediyecilere, dolgucu doğa hırsızlarına.
O zamanlar şimdiki gibi sabah akşam proje üreten belediyecilerimiz yoktu ne yazık ki.
Şimdi var.
Yiyelim, içelim, eğlenelim belediyeciliğinde uzak ara birinciyiz.
Hele ki plajlarımızı da yapsın Beyefendi.
Paris’i unutun derim.
Barselonalıları bile kıskançlıktan çatlatacağız gari!.
**
Sevdiğim Laflar:
“TABAĞINDAKİNİ BİTİRMEMİŞ, GÖZÜ TENCEREDE!..”