Hediye Eroğlu
Hastane önünde bir araya gelen sağlık emekçileri kadınlar, bir kez daha tepkilerini dile getirdi. Kadınlar adına konuşan SES Mersin Şube Eş Başkanı Sevgi Başkavak, 8 Mart’ta dünyanın her yerinde talepleri için, yaşamları için, daha iyi bir dünya için alanlarda olacak kadınların birleştiğini belirterek, “Bugün bizlerde Mersin Üniversite Hastanesinden sesimizi yükseltiyoruz. Aradan geçen 169 yılda kadınlar olarak hala aynı taleplerle alanlardayız. Hala kadınlar 8 saat çalışmak için mücadele ediyorlar. Bir kısmımız günde 10-12 hatta 14 saat çalışıyoruz. Sağlık emekçisi kadınlar olarak bizlerde aldığımız düşük ücretlerle geçinemiyoruz. Ya fazla mesai ya da gün aşırı tutulan nöbetlerden alacağımız parayla ev ekonomimizi rahatlatmaya çalışıyoruz. Şehir hastanesinde 24 saat nöbet tutan hemşire arkadaşlarımız var. Uzun nöbetler ve eksik personelle çalışma iş yükümüzü bir kat daha artırıyor. Özel hastanelerde ise çalışma saatleri daha uzun, ücretler daha düşük. Farklı kadro ve unvanlarda çalışma eşitsizliği daha da artırıyor. Artık ne kadar çok çalışsak da yine de her şeyden kısmak zorunda kalıyoruz. Sağlık hakkından, insanca çalışma hakkımızdan, eğitim hakkımızdan, beslenme ve barınma haklarımızdan, ebeveyn haklarımızdan, dinlenme ve eğlenme hakkımızdan kısıyoruz. Çoğumuz sosyal hayattan uzaklaştık. Artan iş yükü sadece fiziksel sağlığımızı değil ruh sağlığımızı da olumsuz etkiler hale geldi” dedi.
“ŞİDDETİN BİN TÜRLÜSÜNÜ YAŞAYAN KADINLAR YAŞAMDAN KOPARILIYOR”
Sağlıkta dönüşüm politikalarının hastanın yerini müşteri aldığını savunan Başkavak, “Kamu hizmetlerinde yaşanan piyasalaşmaya bağlı eşitsizlik, hizmet alan vatandaşla hizmet veren kamu emekçisini karşı karşıya getiren politikalar sonucu sağlıkta şiddet gün geçtikçe arttı. Ne hasta sağlık hizmetinden ne de sağlık emekçisi çalışma koşulları ve ücretlerden memnun. Derdine dava bulamayan, aylar sonraya verilen randevulara, uzun sıra kuyruklarına kızan çareyi şiddete başvurmakta buluyor. Artan sağlıkta şiddet olaylarına da en çok temizlikçisi, hasta bakıcısı, sekreteri, hemşiresi, doktoruyla kadın sağlık emekçileri olarak bizler maruz kalıyoruz. Sadece azar ve bağırmaya, kötü söze maruz kalanımızda bugünde dayak yemedik, bugünde ölmedik diye mutlu olur duruma geldik. Geçtiğimiz hafta çalıştığı okulda öldürülen Fatma Nur Çelik öğretmeni, başıma bir şey gelirse intihar demeyin diyerek istismara uğrayan kızı için adalet mücadelesi verirken öldürülen Fatma Nur ve kızı Hira’da şiddetin bin türlüsünü yaşayan kadınlardan ikisi olarak yaşamdan koparıldılar. Onları da unutmadık. Kadınlar için mobbing, şiddet, taciz, tecavüz ve ölüm her yerde. Gece demeden gündüz demeden, binlerce sağlık emekçisi hastanelere koşa koşa geliyoruz ama aklımız evde bıraktığımız çocuklarımızda. Çünkü kapıyı çocuklarımızın üzerine kapatıp işe geliyoruz. Çalıştığımız kurumlarda çocuklarımızı bırakabileceğimiz ne bir kreş nede bakımevi var. Bize kaynak yok diyen iktidar, bütçeden sermayeye ucuz kredi ve hibeler veriyor. Vergi indirimi ve teşvik adı altında trilyonlarca para aktarıyor. Sağlık emekçilerine gelince de pandemide olduğu gibi alkışlıyoruz demekten öteye gitmiyor” ifadelerini kullandı.
“8 MART ÜCRETLİ TATİL OLSUN İSTİYORUZ”
Verdikleri sağlık hizmetini sağlıklı ve güvenli koşullarda vermek istediklerini vurgulayan Başkavak, “İnsanca yaşayacak, yoksulluk sınırı üzerinde ve tek kalemde emekliliğe yansıyacak ücret istiyoruz.
Esnek, güvencesiz, zorunlu ama gönüllü görünen fazla mesai ve yarı zamanlı çalışmak istemiyoruz
Kadrolu, güvenceli istihdamla çalışma saatlerimizin düzenlenmesini istiyoruz. Doğum izni nedeniyle ekonomik, sosyal, özlük haklarımız ve statülerimizde hak kaybı olmasın istiyoruz. Gebeliği belli sağlık emekçilerinin hemen nöbetten çıkarılmasını ve riskli birimlerde çalıştırılmamasını talep ediyoruz.
7/24 ücretsiz, nitelikli kamusal kreş istiyoruz. Güvenli çalışma ve yaşam alanları, sağlık emekçilerine lojman ya da kira desteği istiyoruz. İşyerinde ve yaşamın her alanında cinsiyetçi uygulamalara son verilmesini ve şiddetsiz bir yaşam istiyoruz. İş yerinde, evde, sokakta, kadına yönelik her türlü şiddet, taciz, tecavüz ve mobbingin son bulmasını istiyoruz. İşe gelirken ücretsiz ulaşım, servis istiyoruz.
HPV aşısı ulusal aşı takvimde yer alsın, her yaştan kadın için ulaşılabilir ve ücretsiz olsun istiyoruz
İş yerlerinde mobbing ve tacize karşı önlemlerin alınmasını istiyoruz. Sendikal haklar ve kadınların örgütlenmesine karşı saldırı ve kuşatmalara son verilsin istiyoruz. 8 Mart ücretli tatil olsun istiyoruz.
Daha iyi bir dünyada, insanca yaşamak için mücadeleyi hem kendimiz hem yarınlarımız için büyütmeye ve dayanışmaya devam edelim” şeklinde konuştu.