Haber Merkezi
KESK’e bağlı sendikalardan KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin Ankara’da başlattığı Adalet Nöbeti, polis müdahalesi ve gözaltıların ardından KESK Genel Merkezi önünde devam ederken, Mersin’den KHK’lılara destek geldi.
Mersin KESK Şubeler Platformu, Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaparak, 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden on yıl geçtiğini ancak OHAL ve KHK rejiminin yarattığı hukuksuzluk hâlâ sürdüğünü açıklayarak, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz! KHK’ler gidecek biz kalacağız! Direne direne kazanacağız!” mesajı verdi.
POLİS ŞİDDETİ VE GÖZALTILARLA ADALET ARAYIŞI SUSTURULAMAZ!
Platform adına açıklama yapan SES Şube Eşbaşkanı Sevgi Başkavak, KHK’lilerin görevlerine derhal iade edilmesini isteyerek, “Polis şiddeti ve gözaltılarla adalet arayışı susturulamaz!” dedi.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden on yıl geçtiğini ancak OHAL ve KHK rejiminin yarattığı hukuksuzluğun hâlâ sürdüğünü söyleyen Başkavak, “Hukuki hiçbir dayanağı olmayan idari işlemlerle görevlerinden koparılan KESK’li ihraç üyelerimizin önemli bir bölümü, aradan geçen on yıla rağmen hâlâ görevlerine iade edilmedi. Bu durum, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil; emek, hukuk ve demokrasi mücadelesinin önündeki en önemli siyasal engellerden biridir.
BARIŞÇIL BİÇİMDE OTURMA EYLEMİMİZİ YAPMAK İSTEDİK
Yaklaşık bir aydır kamuoyuyla paylaştığımız üzere, 17 Temmuz’da Adalet Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yapacak, ardından 24 saat sürecek Adalet Nöbeti gerçekleştirecektik. Güvenpark’ta yaptığımız açıklamanın ardından kolluk güçleriyle yapılan görüşmede, Selanik 2. Cadde’nin trafiğe kapatılacağı ve nöbetimizin burada yapılabileceği tarafımıza bildirildi.
Ancak KESK binası önüne ulaştığımızda bu kez ‘yukarıdan gelen emir ve talimat’ gerekçe gösterilerek eylemimizi sonlandırmamız istendi. Bizler ise anayasal güvence altındaki toplantı ve gösteri hakkımızı kullanacağımızı, barışçıl biçimde oturma eylemimizi gerçekleştireceğimizi ifade ettik.
“GÖZALTI İŞLEMLERİNİN HUKUKİ DEĞİL, TAMAMEN SİYASAL BİR GÖZDAĞI ARACI OLARAK KULLANILDIĞINI AÇIKÇA GÖSTERMEKTE”
Buna karşılık kolluk güçleri, demokratik hak kullanımını güvence altına almak yerine şiddeti tercih etti. Arkadaşlarımız biber gazına maruz bırakıldı, darp edildi, ters kelepçeyle gözaltına alındı. Anayasal bir hak olan barışçıl toplantı ve gösteri hakkını kullanan kamu emekçilerine yönelik polis saldırısı; gaz, fiziki şiddet ve hukuksuz gözaltılarla sonuçlanmıştır. Aralarında KESK Merkez Yürütme Kurulu ve Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin de bulunduğu 20 arkadaşımız hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın gözaltına alınmış, gece yarısı serbest bırakılmıştır. Bu durum, gözaltı işlemlerinin hukuki değil, tamamen siyasal bir gözdağı aracı olarak kullanıldığını açıkça göstermektedir.
“İKTİDAR, MUHALEFETİ HUKUKLA DEĞİL ZOR AYGITLARIYLA BASTIRMAYI TERCİH ETMEKTE”
İktidar, on yıldır olduğu gibi bugün de toplumsal muhalefeti hukukla değil zor aygıtlarıyla bastırmayı tercih etmektedir. Emekçilerin, öğretmenlerin, mühendislerin, sağlık emekçilerinin ve kamu çalışanlarının adalet talebine verilen yanıt; gaz, cop ve gözaltı olmuştur. Bu tablo, siyasal iktidarın hukuku toplumsal barışın değil, iktidarını sürdürmenin aracı olarak gördüğünü bir kez daha göstermektedir.
“ADALET, EGEMENLERİN LÜTFÜYLE DEĞİL; ÖRGÜTLÜ HALKIN VE EMEKÇİLERİN ORTAK MÜCADELESİYLE KAZANILIR”
Biz biliyoruz ki tarih, baskının değil direnişin; zorbalığın değil haklı mücadelenin tarihidir. Adalet, egemenlerin lütfuyla değil; örgütlü halkın ve emekçilerin ortak mücadelesiyle kazanılır. Çünkü özgürlük ve eşitlik, teslimiyetle değil dayanışmayla büyür.
Ne baskılar ne gözaltılar ne de şiddet politikaları bizi haklı mücadelemizden vazgeçirebilir. KHK’lerle yaratılan hukuksuzluk son bulana, ihraç edilen bütün arkadaşlarımız görevlerine iade edilene ve gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.
“ADALET TALEP ETMEK SUÇ DEĞİLDİR”
Haklıyız, mücadelemiz meşrudur ve mutlaka kazanacağız. Bugün hedef alınan yalnızca KHK ile ihraç edilen emekçiler değildir. Hedef alınan; Sendikal mücadeledir. Örgütlenme özgürlüğüdür. İfade özgürlüğüdür. Toplantı ve gösteri hakkıdır. Demokrasi ve hukukun üstünlüğüdür.
Bizler, Mersin KESK Şubeler Platformu olarak bir kez daha ilan ediyoruz: Adalet talep etmek suç değildir. Sendikal faaliyet suç değildir. Demokratik eylem yapmak suç değildir. Suç olan, hukuku askıya almak ve baskıyı yönetim biçimi haline getirmektir.
“POLİS ŞİDDETİ VE İDARİ BASKILAR SON BULMALI”
Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: KHK ile hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine derhal iade edilmelidir. OHAL döneminin bütün antidemokratik uygulamaları ve KHK rejiminin yarattığı mağduriyetler ortadan kaldırılmalıdır. Sendikal hak ve özgürlüklere yönelik polis şiddeti ve idari baskılar son bulmalıdır. Gözaltı ve şiddet emrini verenler hakkında etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmelidir. Türkiye, evrensel hukuk ilkelerine, demokrasiye ve insan haklarına uygun bir yönetim anlayışını hayata geçirmek zorundadır.
Bilinmelidir ki; Ne gözaltılar ne baskılar ne de polis şiddeti emekçilerin adalet mücadelesini durduramayacaktır. KESK, dün olduğu gibi bugün de hukuksuzluk karşısında susmayacak; emekten, demokrasiden, barıştan ve adaletten yana mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir. Yaşasın örgütlü mücadelemiz! KHK’ler gidecek biz kalacağız! Direne direne kazanacağız!” diye konuştu.